Baş Takıları
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Sergilenen Antik Takılar;
-
Didemler,Taçlar
-
Küpeler
-
Saç Takıları
-
Hızma
DİADEMLER,TAÇLAR
İlk örneklerini ince altın, gümüş veya çok az da olsa tunç levhadan oval kısa kenarları yuvarlak, ortası rozet motifli olarak görmekteyiz. Repoussé nokta veya zik zak bezemeli olanları da vardır. İ.Ö. 3. binde Alacahöyük ve Troia’da da bulunmuşlardır. İ.Ö. 2. binin ortalarında Kıbrıs’ta yaygındır. (Enkomi mezar buluntuları). Tanrılar ve insanlar için adak, sunu veya otorite göstergesi veya süs takısı anlamında kullanılmışlardır. Özel hayatta, doğumda, sevgi belirtisi olarak, şölenlerde, hastalıkta, ölümde ve cenazede kullanılırdı.
Taç, daha çok geç dönemlerde rütbe ve takı olarak kullanıldı. Plinius’a göre (16,9;21,11) başlangıçta tanrı simgesiydi. Tanrı heykelleri, tapınak, kutsal yer, kurbanlık hayvan ve hatta evler taçlandırılıyordu. Taçların ilk örnekleri zeytin, meşe ve mersin ağacı dal ve yapraklarından daha sonra da metalden yapılmıştır.
Altın safhadan alınlık biçiminde kesilmiştir. Çevresinde bir sıra stilize yumurta dizisi, onun üzerinde ise kabartma noktalardan meydana gelmiş bir sıra inci dizisi bulunmaktadır. Yumurta dizisinde ara yaprak; inci dizisinde pul yoktur. Alınlığın yüzeyi minik noktalarla oluşturulan çizgilerle bölümlere ayrılan lotus ve palmet çiçekleri ile kaplıdır. Diademde kullanılan teknik repoussédir. Ayrıca önde, orta kısımda, üstten vurularak yapılan ufak noktacıklardan meydana getirilmiş, palmet yapraklarını andırır bezemeler yer almaktadır. Her iki ucunda da birer ip geçki deliği vardır.
Ensiz, altın safihadan kesilen şeridin iki ucu birleştirilerek dört adet sade düz altın şeridin uçlarıyla birlikte burularak tutturulmuştur. Şeritler saçak olarak kullanılmıştır.
Dövülerek yapılmış levhadan kesilen şeridin alt ve üst kenarı nokta kabartmalarla bezelidir, uçlar yuvarlatılmıştır ve ikişer tane deliği vardır. Büyük delikler içten dışa, küçük delikler dıştan içe doğru açılmıştır. Ya
büyük delikler birbiri üstüne getirilerek perçinlenmiş ya da kumaşa dikilerek tutturulmuştu.
Altın levhadan kesilen enli parça çember şeklinde döndürülerek birleştirilmiştir. İçleri çaprazlamasına bölünmüş ajur dikdörtgenlerin yan yana getirilmesiyle üst üste dört bant oluşturulmuştur. Dikdörtgenlerin köşeleriyle diademin alt ve üst kenarı boydan boya kabartma noktalarla bezelidir. Dövme tekniğiyle yapılmıştır.
Geniş, altın banta ince, altın yapraklar ortaya doğru karşılıklı gelecek şekilde yerleştirilmiştir. Ortadaki Herakles düğümü kabartma olarak yapılmıştır. Yaprakların üzerindeki damarları da kabartmadır. 5 – 1-65 env. no.lu düz altın bant parçası tacın arkasına eklenmiştir.
Uçları halkalı, ince şerit bant üzerindeki on bir deliğe takılmış üç dilimli yapraklardan oluşturulmuştur. Halkalara takılan altın iple başın arkasından bağlanmış olmalıdır. Yapraklardaki lifler belirgindir. Bir yaprak eksiktir. Ezilme ve kırılmalar vardır.
Her bir yaprak lotus çiçeği biçiminde altın safihadan kesilmiştir. Lotus çiçekleri üç dilimlidir ve lif çizgileri belirgindir. Yaprakların sap kısımları incedir ve düz altın banta monte edilmek üzere halka haline getirilmişlerdir.
KÜPELER
Kulağı süsleme güdüsünün evrensel simgesi olan küpelerin ilk örnekleri kulağa takılan sade halka süslerdi ve kadına özgü bir takı sayılırdı. Anadolu’da 3. bine ait Troia II, Alacahöyük ve Eskiyapar küpe buluntuları form ve teknik üstünlüğü o dönem için kanıtlayan belge niteliğindedirler. Arkaik ve Klasik dönemlere ait mezarlarda ince işçilik gösteren çok güzel küpeler bulunmuştur. bunlar genellikle yalın görünümlerde, hilal ve spiral formlu küpelerdir. Hellenistik dönemde daha çarpıcı ve etkileyici nitelikler dikkati çeker. Ayrıca insan veya hayvan figürlerinin küpelerde kullanımı bu dönemde görülür. Daha sonraları özellikle altından, çok ince işçilik gösteren, dönemlerin özelliklerini ve süsleme tekniklerini yansıtan küpeler yapılmıştır. Roma döneminde ise küpeler oldukça çeşitlidir. Masif görünümlü küresel sarkaçlı veya içi boş küreler, diskli ya da farklı formlarda sarkaçları olan küpelerle, taşlı veya taşsız türleri ortaya çıkar. Bizans dönemi küpelerinde metal ve değişik taşların kullanıldığı ajur tekniğiyle yapılmış bitki ve hayvan figürlerinin küpelerde kullanıldıklarını görmekteyiz.

İnce altın safihadan kesilip, içi boş olarak çevrilip, daire formu verilmiştir. Diğerlerinin aksine yuvarlak olmayıp düz biten uçlar karşılıklı ve aralıktır.
Eskiyapar kazısında üç çift olarak bulunmuştur. Masif, yuvarlak profilli, birinde altı, diğerlerinde dörder paralel, yuvarlak telin yan yana getirilerek küpe halkasının bezemesinin oluşturulduğu Ay-istiridye tipindedir. Tellerin formu Ay’ı; yan yana gelerek oluşturdukları yivler ise istiridye kabuğunu anımsattığı için bu şekilde adlandırılmaktadır.
Kayık formlu küpelerin erken örneklerindendir. “U” biçimindeki derin gövdesi ile kenarlardaki çıkıntılar üzerinde telkari ve çok minik granüle bezemeler görülmektedir. İçi boş, karşılıklı bombeli iki kapak gibi birbiri ile birleştikleri yer ince şeritle kapatılmıştır. Çengel kısmı kopmuştur. Çengelin her iki ucunun gövdeye girdiği yerler rozet biçiminde granüle bezemelidir.
Kayık formundaki bombeli masif gövdenin uçlarında granülerden oluşturulmuş halkalar yer almaktadır. Halka kısmı kırıktır. Gövdenin üstü iri granüle ve telkari ile bezelidir. Çok küçük olması nedeniyle çocuk küpesi olabilir.
Düz altın levha iki parça halinde kesilip bombeleştirilerek içi boş kayık şekline getirilmiştir. Kulağa geçen halkanın uçlarına monte edilmiştir. Gövdede ve alt kısımda irili ufaklı granüle bezemeler vardır.
Her ikiside sağ kulağa takılan tek küpeler olup aynı envanter numarasında kayıtlıdır. Her ikisinin de çevresinde beşer tane kürecik olup, bir tanesinde iki adet küre eksiktir. Ortada bitki motifinin iki tarafında birer tane stilize tavus kuşu figürü karşılıklı durmaktadır.
SAÇ TAKILARI
Altın saç halkaları Anadolu’da Tunç Çağı’ndan beri görülmektedir. Alacahöyük mezarlarında iskeletin başının yakınında bulunmuş olan halkaların, saçları toplamak ya da saçlara süs olarak takıldıkları varsayılmaktadır. İç kalıp üzerine ince altın safihanın kaplanmasıyla yapılan türlerin, bükülmüş olarak önceden hazırlanarak saça takıldıklarını, masif türlerinin ise ancak saçlara sarılmaları sırasında bu şekli aldıklarını söyleyebiliriz.
Repoussé teknikle yapılmış nokta kabartma süsler var. Tokanın altın iğnesinin başı bir adet kuvars kristali bir adet altın boncuktan oluşmaktadır.
Altın levhadan kesilerek yapılmıştır, yan yana getirilmiş iki daire şeklindedir. Repoussé teknikle yapılmış nokta ve daire kabartmalarla bezenmiştir. Dövme olarak yapılmış tokanın, altı dilimli, topuzlu altın iğnesi toka yüzeyinde karşılıklı açılan iki deliğe takılmıştır.
Spiral biçimli iç kalıp üzerine ince altın safihanın kaplanmasıdır. Uçlar bombelidir, bir ucunda ufak bir delik vardır. Saç süsleri, saç tutamının üzerine içi boş yuvarlak altın borunun spiral şeklinde kıvrılarak sarılması ile meydana getirilmişlerdir.
Masif üçgen profilli altın bantın spiral şeklinde kıvrılmasıyla yapılmıştır.
Masif gümüş spiral şeklinde iki defa döndürülerek uçları açık bir halka oluşturulmuştur. Bu dönemin tipik saç süslerindendir.
HIZMALAR
Buruna takılan altın veya gümüşten yapılmış halka. Genellikle doğu uygarlıklarına özgü bir takıdır. Üçtepe Höyük kazısında açığa çıkarılan bir kadın ve çocuğuna ait mezarda iskeletin burnunda bulunmuş bir hızma Yeni Asur dönemine tarihlendirilmektedir.
» Başlıca Arkeolojik Eserler Resimleri için TIKLAYIN
|
15 Ekim 2007, 17:31 tarihinde
Tarihi-Turistik-Seçkin Mekanlar kategorisi altında yayınlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Bu yazıyla ilgili Cennet Türkiye'de bulunan diğer yazılar |











Yorum yapın