Türkiye’nin doğuya açılan kapısı olan Doğubayazıt, tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yüzyıllar süren bu uzun serüvende ilçe; Urartular, Asurlar, Medler, Persler, Roma ve Bizans hakimiyetinde kaldıktan sonra Halife Hz. Osman döneminde İslam akınlarıyla tanışmıştır. Doğubayazıt bir yandan Anadolu’da yaşamış, savaşmış, uygarlıklar ve kültürler oluşturmuş bütün kavimlerin izlerini taşırken, bir yandan da doğal güzellik ve folklorik zenginliğiyle de gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Devamı…
Doğubayazıt’ ın 60 Km. Kuzeybatısında yer alır. 2241 metre rakımıyla Türkiye’nin en yüksek göllerinden biridir. Çevresindeki dağlardan gelen küçük dereler, kıyıdaki pınarlar ve yeraltı sularıyla beslenir.
Gölün kuzey tarafında, üzerinde tarihi kalıntılar da bulunan 4 dekar büyüklüğünde bir ada bulunmaktadır. Bu ada üzerinde kuluçkaya yatan kadife ördek popülasyonuyla göl, Türkiye’nin en önemli 100 kuş alanından biri olarak kabul edilir. Ancak balık gölünün bölgedeki asıl ünü yetiştirdiği kırmızı benekli alabalıktan kaynaklanır. Fakat tamamen doğal bir ortamda yetişen bu balığın sofralara gelişi o kadar kolay olmamaktadır. Çünkü göl kış aylarında metrelerce kalınlıkta buz tabakasıyla kaplanır. Balıkçılar işte bu kalın buzda açtıkları deliklerden balık avlayabilirler.

1789′ da vezir olan Hasan Paşanın oğlu İshak Paşanın Doğu Bayazıt’da bir tepe üzerinde, yaptırdığı saray, 360′ı bulan oda ve salonları ile Osmanlı saray teşkilatına uymaktadır. 760 m2‘lik bir alanı kaplayan sarayın yapımının 99 yıl sürdüğü söylenmektedir. ”U” şeklinde, iç içe iki avlu çevresinde toplanmış binalarının mimarisinde (cami-harem daireleri-aşevi-hamam, selamlık-merasim ve eğlence salonu-türbe vs.) mükemmel taş işçiliği, oymacılığında ve duvar süslemelerinde ise Fars, Selçukluve Osmanlı medeniyetlerinin ortak etkisi görülür. Devamı…




