GÜMÜŞHANE’YE DOĞRU
Şimdi yeniden sahilden içerilere doğru girelim.
Hamsiköy
Maçka yoluna dönüp Gümüşhane’ye yönelip 25 km. yol alınca Zigana dağı eteklerinde 1600 metre yükseklikte yemyeşil ormanlar içinde tertemiz havası ile Hamsiköy’e varıyoruz. Eskiden buranın yalnızca sütlacı meşhurdu. Şimdi ise yeni kurulan Yayla Tatil Köyü doğayla uyumlu bungalovları ile kent yaşamından bunalıp doğaya kaçmak isteyenler için ideal bir yer. İçinde bulunan havuzlarda alabalık üretimi yapılıyor. Burada bir kaç gün kalabilirsiniz. Ormanın içinde gürül gürül akan su kenarlarında yürüyüş yaparsınız. Yemek; alabalık, kaymak, yayla guymağı ve tabii ki sütlaç. Hamsiköy’de dinlendikten sonra daha da içerilere gidebiliriz. Çünkü bulunduğumuz yolun üzerinde özellikle tarihi dokuları ile önemli iki kent durmakta: Gümüşhane ve Bayburt.
GÜMÜŞHANE
Hamsiköy’de ayrılıp Torul yönüne gidiyoruz. 35 km. sonra Torul’dayız. Buradan güneye sapıyoruz ve 28 km. sonra Gümüşhane’deyiz. 1160 metre yükseklikte kurulu olan kentin tarihi M.Ö. 3000’li yıllara dayanıyor. İl sınırları içinde 35 kale kalıntısı bulunuyor. Canca, Akçakale, Kov, Keçikalesi bunlardan bir kaçı. Yörede ayrıca pek çok kilise kalıntısı vardır. Bunların içinden Şiran ilçesine 12 Km. uzaklıktaki tamamen kayalara oyularak yapılan Çakırağa kilisesi yöre turizmi açısından çok önemli. Yörede ayrıca Hart ve Ksanta (Santa) antik kentlerinin kalıntıları vardır. Santa dokuz mahalle ve 300’ü aşkın haneden oluşuyor. 17. yy’da Rum Çetecilerce kurulduğu sanılıyor. Tarihi önemi dışında doğal güzellikleri ile de dikkate çeken Gümüşhane’nin çam ormanları arasında yemyeşil çayırların uzandığı Eriklibeli ve Çıkrıkdüzü yaylaları çok güzeldir. 3055 metre yükseklikteki Zigana Kayak Merkezi kayak yapmak isteyenlerin yararlanabileceği bir tesis. Trabzon yolunun 50. km’sindeki ünlü Zigana Tüneli’ni geçtikten sonra doğuya 3.5 km’lik stabilize yolla ulaşıyorsunuz. 800 Metrelik teleski, eğitim tesisi, otel, lokanta, kır kahvesi gibi tesislerin yanında bakkal, kasap, manav da var. Yaz aylarında çim, kışın da kar kayağı yapılabiliyor. Gümüşhane’nin özgün mimarisi ve evlerde kullanılan ahşap işçiliği görülmeye değer. Bu arada yörede dokunan seccadelerin güzelliğinden ve Gümüşhane’de yapılan pestilin tadından sözetmeliyiz.
Daha önce sözettiğimiz Kadırga Yaylası Gümüşhane’ye bağlı. Kazıkbeli, Güvendi, Zigana ve daha bir çok güzel yaylası var.
KARACA MAĞARASI
Trabzon yolunun 12. km’sinden kuzeye ayrılan yola sapacaksınız. Dört km. ilerleyince Karaca Mahallesine varıyorsunuz. Batıya doğru 750 metre yürüyünce mağaranın önündesiniz. Karaca Mağarası damlataşı şekilleri, dikit-sarkıt ve sütunları ile görülmeye değer. Mağara başta astım olmak üzere bir çok hastalığa da iyi geliyor.
Mağara aslında dört ayrı salondan oluşuyor. Ama siz altı salon göreceksiniz. Salonlardan ikisi çatlaklardan sızan suların damlataşlarıyla oluşturdukları duvarla ikiye bölünmüş. Traverten havuzları, gölcükleri göreceksiniz. Nem oranı % 75’e kadar yükselmektedir. Fotoğraf makinanızın flaşını unutmayın, çok güzel resimler çekeceksiniz. Mağara ışıklandırılmış ve gezi parkuru düzenlenmiş. Benzer bir büyük mağara da Akçakale Mağarası.
40 km. Uzaklıktaki Akkale de gerçek bir doğa harikası. Cilt ve diğer hastalıklara da iyi geldiğine inanılıyor.
BAYBURT
Gümüşhane’den ayrılıyoruz 77 km. sonra Bayburt’dayız. İpek Yolu’nun önemli duraklarından biri olan kentin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına dayanıyor. Bayburt adı zengin anlamına gelen “bay” ile belde anlamına gelen “yurt” kelimelerinin birleşmesinden geliyor. Kent Çoruh Nehri’nin iki yakasında kurulu ve 1556 metre yükseklikte.
Kentin kuzeyinde yer alan kalenin yüksekliği yaklaşık 1500 metre. Oldukça zorlu bir tırmanış ama değiyor. Çünkü; kaleden Bayburt’a, Çoruh nehrine ve çevredeki dağlara bakmak büyük bir zevk veriyor insana.
Şehrin kenar mahallelerinde bulunan yöresel mimarisinin özgün örnekleri bakımsızlık ve ilgisizlikten yıkılmaya yüz tutmuş durumda. Zafer Meydanı’ndaki saat kulesi, Şehit Osman Tepesi’ndeki türbeler ve 13. yüzyıldan kalma Ulu Cami kentin görülmesi gereken tarihi yapılarından bir kaçı. Çoruh Nehri’nin kıyısındaki Çoruh Lokantası’nda sögüt ağaçlarının altında yemek yemek ayrı bir zevk. Kalabileceğimiz iki otel var. Saraçoğlu Otel ve Selvi Palas.
Çoruh nehrinde yapılan kanoculuk gittikçe yaygınlaşıyor. Kop Dağı’nda kayak yapmak isteyenler için uygun alanlar ve 400 m. uzunluğunda bir baby-lift kayakçıların hizmetinde. (Bayburt’dan kuzeye yol alırsak zorlu ama güzel bir yol bizi Uzungöl üzerinden Karadeniz’e götürür. Bu yalnızca bir öneri.)
Trabzon’dan Doğu’ya Karadeniz
Bu bölümün hazırlanmasındaki katkılarından dolayı Ritur Seyahat Acentası Genel Koordinatörü Sn. Köksal Hapeloğlu’na teşekkür ederiz.
MAÇKA’DAN RİZE’YE
Maçka’ya geri dönüyoruz 22 km. uzaklıktaki Şolma yaylasına kısaca uğrayalım. 1300 metre yükseklikteki bu yayla, geniş ormanlar içinde yemyeşil çayırlar ve kır çiçekleri ile bezenmiş yöre halkı tarafından çok kullanılan bir mesire yeri. Rize yönüne, sahil şeridine çıkıyoruz. 11 km. ilerimizde Yomra’yı, 6 km. sonra Arsin’i geçiyoruz. Bu sahil, denize girebileceğimiz doğal plajlarla kaplı.
12 km. ilerleyince Araklı’ya varıyoruz. Buranın Yılantaş Yaylası turizm asından önem kazanmaya başlamış. Doğu çıkışındaki Akasyalar Plajı’nda kamp yapabileceğimiz tesis var.
Araklı-Sürmene arası 6 kilometre. Sürmene’nin tarihi M.Ö. 5 yüzyıla kadar uzanıyor. Bıçakları ile meşhur bir ilçemiz. Doğusunda bulunan Memişağa Konağı yöre mimarisinin en güzel taş ve tahta işçiliğinin örneklerini sergiliyor. Çarşı içinde daha bir çok eski konak görülebilir.
Sürmene’nin bıçakları meşhur dedik ama son zamanlarda bir de Meyveş Ninesi meşhur oldu. Eski konakların, çaylıkların arasından tarihi kaleyi geçerek yapılacak 20 dakikalık bir yolculukla Meyveş Nenenin köyüne ulaşılıyor. Meyveş Nene de kim, demeyin. Ufocular bizim Karadenizli nenenin uzaylı olduğuna inanıyorlar. 165 Yaşında öldüğü söylenen ve ilginç bir kişi olan nene için bir de anıt mezar yapmak istiyorlar. Yolu kime sorsanız gösterir.
Sürmene’den 5 km. sonraki Çamburnu güzel bir piknik ve kamp alanı, biraz ilerisindeki tersanede de küçük gemiler ve feribot yapılmakta.
13 km.’lik sahil yolu ile Of’a geliyoruz. Of sahillerinde denize girebileceğimiz uygun yer pek çok.
Uzungöl
Of’tan güneye Çaykara yoluna çıkıyoruz. Çaykara 40 dakikalık bir yol. Oradan bir saatlik yer yer çok bozuk yolla Uzungöl’e varılıyor. Bu bozuk yolu katetmeye değer. Bölgenin en güzel yerlerinden biri Uzungöl. Uzungöl, 1090 metre yükseklikte, tamamen ormanlarla kaplı bir vadinin ortasında, etrafı yemyeşil doğal bir göl. Göl çevresinde pek çok bungalow, alabalık ve et lokantası, motel bulunuyor. Su bisikleti ile gölde gezebilirsiniz. Girişte ahşap evlerden oluşmuş bir köy var. İnan Kardeşler Alabalık ve Motel Tesisleri yaklaşık 20 yıldır doğal yapıyı bozmamaya özen göstererek burada hizmet veriyor. Konaklayabileceğimiz güzel bir tesis. Tereyağında kızarmış alabalık yiyebilirsiniz. Orman Genel Müdürlüğü’ne ait bungalovlardan yararlanmak için Sürmene Orman Bölge Müdürlüğü ile önceden ilişkiye geçmek gerekiyor. Burada da yava yavaş beton yapılaşma başlamış. Bunun önlemi hemen alınmalı.
Buradan az bilinen bir güzergaha girmenizi öneriyoruz. Soğanlı Dağı’nın zirvelerine doğru bir yolculuk sizi heyecanlandırıyorsa buyurun. Bir saatlik otomobil yolculuğu ile önce İspil köyüne sonra da Meze Yaylası’nı varacağız. Yayladan on dakikalık bir sürüşle zirvedeyiz. (Sportmenlere bu yolu yürüyerek çıkmalarını öneririz. ) Bir yanımızda Anzer, öte yanımızda Haya, beri tarafta Uzungöl’ün de bulunduğu Haldızen Vadisi. Bulutların üzerindeyiz ve aşağıda denşet bir manzara. Durun daha bitmedi, güzele ulaşmak için biraz daha sabır gerekiyor. Bir saat daha yol alıyoruz. Haya yaylasından Maura yaylasına, oradan da İksenit yaylasına iniyoruz. Şimdi nehirle buluştuk.
Uzungöl’den tekrar sahile inip, Rize’ye yöneliyoruz. İyidere’ye 3 km. kala güneye İkizdere’ye sapıyoruz. Amacımız Anzer Yaylası’na ulaşmak. İkizdere’den sonra 45 km.’lik bir dağ yolu ile yaklaşık iki saatte Anzer Yaylası’na ulaşıyoruz. Buradaki doğa insanı büyülüyor. Her yer çiçeğe kesmiş. Bir metrekare içinde renk cümbüşü içinde yüzlerce çiçekten bir buket yapabilirsiniz. 430 Çiçek türü belirlenmiş. Anzer balı ile meşhur ancak gerçek anzer balını bulmak oldukça zor. Eğer doğayla iç içe olmayı seviyorsanız ve zorluklarına katlanabilecekseniz Anzer’e mutlaka gitmelisiniz.
Geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz. İksenit yaylasında tarihi kemerli köprü yol üzerinde solunuzda. Aşağıya doğru iniyoruz. Bir saatlik yürüyüşten sonra orman içinden Velkü’ye ulaşılıyor. Asfalt yoldan yukarıya doğru 15 dakikalık bir yürüyüşle çamların içinde kaybolmuş Çamlık motel var. İyi bir mola veya konaklama yeri. 30 dakika daha devam edersek Ovit yaylasına ulaşırız. Buradan 15 dakikada Çoruh Nehri kıyısına inilebilir. İklim birden bire değişiverir. Çoruh boyunca akış yönünde 10 km. ilerleyince İspir’e ulaşıyoruz. İspir’den kurufasulye, pestil ve meyve kurusu alabilirsiniz.
Çamlık’tan otomobille 15 dakika kadar sonra İkizdere ilçesine varmadan sağa dönersek Cimil ve Çağırankaya adlı iki güzel yaylayı görebiliriz. Cimil yolu oldukça kötü. Ama Cimil vadisini seyretmek güzel. yaylaya çıkıp inmek dört saat kadar sürüyor.
İkizdere’ye geri dönebiliriz. İkizdere vadisinde eski konakların eşlik ettiği güzel manzarayı seyrederek nehrin akış yönünde 20 dakika ilerleyince Güneyce’ye ulaşıyoruz. Aracınızı bırakıp asma köprtden sallana sallana karşıya geçmelisiniz. Burada Şimşirli maden suyundan içebilirsiniz. Gürül gürül akan ırmağın ve Şimşirli suyunun yanında kendin pişir kendin ye usulü karın doyurulabilir.
Şimdi artık denize doğru yol alalım. Yarım saatlik bir yolculukla denize ulaşıyoruz. Doğuya, Rize’ye yöneliyoruz. 25 Dakika kadar sonra Rize’deyiz. Yolda İyidere ve Derepazarı’nı geçiyoruz.
» Gümüşhaneye dogru Resimleri için TIKLAYIN
|
28 Ağustos 2008, 13:52 tarihinde
Gümüşhane kategorisi altında yayınlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Bu yazıyla ilgili Cennet Türkiye'de bulunan diğer yazılar |





Yorum yapın