KIRKLARELİ
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 6.550 km²
Nüfus: 328.461 (2000)
İl Trafik No: 39
Bir sınır kenti olan Kırklareli’nde Antik dönem, Orta Çağ, Bizans, ve Osmanlı kültürünü yansıtan birçok eserler bulunmakta olup, kıyı turizmi, kültür, karavan, kamping ve su sporları turizmi, av ve doğa turizmi gibi birçok dal için ideal bir merkez konumundadır.
İLÇELER
Kırklareli ilinin ilçeleri; Babaeski, Demirköy, Kofçaz, Lüleburgaz, Pehlivanköy, Pınarhisar ve Vize’dir.
Müzeler ve Örenyerleri
Kırklareli Müzesi
Adres: Kırklareli
Tel: (288) 214 21 39
Camiler, Külliyeler, Kiliseler ve Manastırlar
Hızır Bey Külliyesi
Kırklareli Merkezindedir. 1303′de Kösemihalzade Hızır Bey tarafından yaptırılan külliye hamam, cami ve arastadan oluşmaktadır. Osmanlı dönemine ait olan külliye ilin en önemli tarihi eseri olma özelliğine sahiptir. Hamamı, çeşmesi ve camisiyle bir kompleks oluşturmaktadır. Devamı…
Trabzon’un güneyinde, Ziganalar’ın bir tepesinin yamacına yapışmış bir manastır harabesi vardır. Eteklerinde, ormanlar ile kaplı bir vadinin dibinde, Trabzon’a kadar uzanan Değirmen Deresi’nin kollarından biri akar. Halk buraya kısaca Meryem Ana der. Eski adı ise Sumela Manastırı’dır. Genellikle bu dini tesisin kuruluşunu eski tarihlere çıkarmak isterler. Bu havalinin evvelce Rum ahalisi arasında yaygın ve Trabzon hakkındaki Rumca kitaplarda tekrarlanan kuruluş efsanesine göre manastırın esası güya Theodosius devrinde kurulmuş ve altıncı yüzyılda İmparator Lustinianos devrinde kumandan Belisarios tarafından yeniden yapılmış idi. Fakat bu rivayeti kabul ettirecek hiçbir ilmi dayanağın bulunmadığı, burasını inceleyen yabancı mütehassıslar tarafından kesin olarak bildirilmiştir. Buranın başlıca gelir kaynağı olan bir Meryem Ana resminin eskiliğine ve mucizeler yarattığına halkı inandırmak böylece onun değerini büyültmek için uydurulduğu kolayca sezilen bir efsaneye göre güya bu resim, İsa’nın Havarilerinden Lukas tarafından yapılmış, Lukas’ın terekesinden Atina’ya geçmiş fakat Theodosius devrinde, dördüncü. yüzyılda resim kendiliğinden buradan ayrılmak istemiş, bir gün melekler tarafından gökte uçurularak Trabzon dağlarındaki bu kovuğa getirilip bir taşın üzerine bırakılmıştır. Tam bu sıralarda Atina’dan Trabzon’a gelen Barnabas ve Sophronios adlarında iki keşiş de bu ücra dağın ıssız yamacında bu resmi bulmuşlardır. Bu çeşit rivayet ve efsanelerin basit bir Hıristiyanlık gayreti ile yaratıldı ve mütemadiyen tekrarlanarak adeta zorla kabul ettirildiği bilinir. Böylece hakkında benzeri rivayetler çıkarılan tesisler de güya çok eski bir tarihe inmektedir. Sumela münferit bir örnek olmayıp, eş durumdaki birçok misalden sadece biridir.




