ANTALYA -FETHİYE – MUĞLA – ÖLÜDENİZ GEZİSİ 7.8.9. 04. 2006
Ölüdeniz’deydim bu hafta sonu. Mükemmel bir tatildi benim için. Birkaç güne harika yerler, büyüleyici manzaralar, sıra dışı anlar ve çok hoş duygular kattık.
Ölüdeniz’ e bir gün gidecek miyim diye düşünürken apansız, bir tatil planı çıktı karşıma. Dayımlara katıldım(takıldım) bende. Nisan ayı gitmek belki ilk başta saçma gibi gözükse de o topraklarda baharın gelişini herkesin görmesinin gerektiğini düşünüyorum. Papatya bahçeleri,baharın müjdecisi cıvıldar kuşlar, portakal, turunç ağaçları,yemyeşil doğa. mükemmeldi.
Tarihi topraklarda gezmek, Helenistik dönemin eserlerini görmek, efsaneleri dinlemek tuhaf bir zevk veriyor insana. Bu topraklar kimlere ev sahipliği yapmamış ki.. M.Ö. 2000 li yıllarda Likyalılar (çoğu tarihi eserde onlara ait) a ait olan bu topraklar, Persler tarafından istilaya uğramış,defalarca Yunan baskınları, istilaları altında kalmış.
Likya’ lıların kralları için yaptıkları kaya mezarları çok ilginç. Dev kayalara oyulmuş taştan mezarların görkemli halleri görülmeğe değer. Bu kaya mezarları içinde Devamı…
Bir zamanlar 40 ailelik bir aşiret tarafından kurulan bugünkü Şirince’nin ilk adı “Kırkınca”, ikinci adı ise “Çirkince” imiş. Böylesi güzel ve şirin bir köye bu adı yakıştıramayan dönemin İzmir Valisi Kazım Divrik Paşa, köyü ziyareti sırasında bugün de anılan “Şirince” adını koymuş. Tarih kitaplarına göre İsa’dan önce 5. yüzyıla kadar uzanan ünlü Ortodoks köyünden, günümüze gelen iki kilise bulunuyor Şirince’de. Selçuk müzesi önderliğinde, Amerikan Enstitüsü yardımlarıyla Aziz Yohannes Kilisesi restore edilip ziyarete açılmış. İkinci kilise ise kaderine bırakılmış olan ahşap ağırlıklı, kireç-saman karışımı sıvaları ve boyaları dökük yapı; hava koşulları ve özellikle yağışlar nedeniyle harap olmuş, ahşap tonozlu kilise. Köyün giriş kısmında sağ taraftaki tepede yer alan kilise, kitabesi olmadığı için eski adı bilinmiyor. Tonozlu ahşap çatıyı taşıyan yan duvarlar kalın ve sekiz pencereli. Pencerelerin her birinin üzerindeki panolarda 12 havarinin resimleri bulunurken, günümüzde sadece Andreas ve Markos’un adları ve resimleri kalabilmiş. Kilise tabanı mermer ve taş döşeli olup, bazı parçaların Selçuk’ta ki İsabey Camii ve St.Jean Bazilikasından getirildiği sanılıyor. 



