Nur Dağları’nın eteklerinde şirin bir kıyı kentçiği olan Payas (Yakacık), Antik dönemde Baias adıyla bilinmektedir. Mimar Sinan tarafından 1574 yılında yapımı tamamlanan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi Payas’a önemli bir iskele ve konaklama merkezi hüviyetini kazandırmıştır. Külliyenin batısında yer alan ve yabancı gemilerin su ihtiyaçlarını karşıladıkları Payas Kalesi’nin çevresi hendekle çevrili, 7 burçlu ve 8 kulelidir.
Payas, haçlılardan kalan kalenin değerlendirilmesi ve denize yakın bir konumda olması nedeniyle 16.yy’da II. Sultan Selim zamanında sahile iskele, gümrük, tersane, kule ve külliye yapılarak Derbent (sınırlarda bulunan küçük kale) teşkilatı ile bağlantılı bir menzil yeri olarak belirlenmiş ve uzun yıllar da kullanılmıştır. Devamı…
Kerpe yakın zamana kadar kendi halinde küçük bir balıkçı köyüydü. İstanbula yakınlığı, el değmemiş doğası, denizi ve doğal çevresi ile “keşfediliverdi.” Birbiri ardına yazlıklar yapılmaya başlandı. Gene de güzelliğini koruyor henüz. Kerpe, Karadeniz’in en kuytu koylarından birine kurulu, ormanlık içinde bir belde. Buraya ulaşmanın en kolay yolu ücretli otoyol üzerinden. İzmit’i geçtikten sonra Kandıra sapağından giriliyor ve Kefken tabelaları takip ediliyor. Kerpe’ye kadar yol dümdüz ve son derece rahat. Yemyeşil köylerin arasından kıvrıla kıvrıla Kerpe’ye varıyorsunuz. İstanbul Çamlıca çıkışından yaklaşık bir buçuk saat sonra, Kerpe’nin sahilindesiniz



