Ilgın Kaplıcası :
Ilgın kaplıcaları çok eski zamandan beri tanınmıştır. Romalılar ve daha sonra da Bizanslılar zamanında kaynaklar üzerinde hamamlar yapılmış olduğu gibi Selçuklular zamanında baş şehir Konya’nın değerli bir su şifa kaynağı olmuştur. Selçuklu Sultanları’ndan Alaaddin Keykubat harap olan Bizans hamamları yerine 1236 yılında ilk Türk hamamını Ilgın’da yaptırmıştır. Sonradan bu hamam Selçuklu Sultanları’ndan 2. Kıyaseddin Keyhüsrev zamanında çok hayırlı hizmetlerde bulunan Selçuklu vezirleri Sahipataoğullarından Hüseyinoğlu Ali tarafından tamir edilmiştir. Daha sonra 1267 yılında Selçuklu veziri Sahipata Fahrettin Ali tarafından yeniden inşa edilmiştir. Mimarı Taluya (Kelu)’ dur. Böylece Ilgın kaplıcalarının şimdiki ayakta duran eski eserler bölümü tamamlanmıştır. Ilgın Kaplıcaları Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında Türk halkının Sultanlarının mürşidlerinin şifa bulduğu yerdir.
Gönüller Sultanı Hz. Mevlana’nın kaplıcalarda banyo aldığı, Mesnevisi’nin büyük bir kısmını burada yazdığı söylenir. Meşhur Seyyahımız Evliya Çelebi de çok etkilendiği kaplıcalardan seyahatnamesinde bahsetmeden geçememiştir. Devamı…
Mart 24
Etiketler : konyanın tarihi yerleri ingilizce tanıtımı, hatayda sağlık turizmi, hatay nerde kalınır.com, mersin ıhlara vadisi nasıl gidilir, istanbuldan araçla konya ya nasıl gidilir, konya esentepe kuran kursu, türkiyede truzim resimleri, NEVŞAHİR IHLARA VADİSİ NASIL GİDİLİR, rome asker resimleriyle, nevşehir ıhlara vadisi nasıl gidilir,
Ağustos 03
Etiketler : elazığlı türkücü söyleyen resimler, kırşehirin en meşhur yemeği nedir, KUŞBAŞI ETLE YAPILAN, uzun havaları söyleyenler, romanyanın yöresel ömzellikleri, türkiye haritası üzerinde meşhur ürünler, kırşehir tarihi yerleri fotoları, en güzel yemek yalova, bitlis'in meşhur yemekleri, yalova meşhur yiyecekleri,
Türk misafirperverliğinin en çarpıcı ve göz alıcı örneklerinin sergilendiği Sofra, Anadolu insanının insana verdiği değerin en güzel örneğidir. Evine misafir gelen bir aile Kiler’inde sakladığı en değerli yiyeceklerini misafirine cömertçe ve gururla sunar. Burada misafirin kişiliği yada konumu çok etkin değildir. Tanrı misafiridir ve kişinin evine ne kadar çok misafir gelir, yenilir içilir ise o evdeki bet-bereket o nisbette artar.
İşte bu yoldan hareketle, Anadolu Türk kültürünü en güzel şekliyle yaşayan ilimiz insanı kendi yaratıcı zekasını Yemek yaparken de kullanmasını bilmiş, kendi ürettiği ürününü hem en iyi şekilde değerlendirmiş, hem de güzel yemekler yaparak damak zevkini gidermiştir. Devamı…




